Kıymetli okurlarım hepinize selam ederim. Bu hafta artık bir dönemin sonuna geldiğimizin nişanesi olan 10 haftadır devam ettiğimiz yazılarımızda son haftamız olacak. Öncelikle böyle bir ödev vererek bu dersi ve konuları bizim daha fazla önemsememizi sağlayan ve konuya olan ilgimizi arttıran Mehmet Emin hocamıza teşekkür ediyorum.
Yine konuya farklı bir başlık ile başladım. İnsan mükemmel bir varlıktır yaratılış itibari ile çok güzel meziyetlerle ve huylarla donatılmıştır. Belki her insan altın olmayabilir ama her insan altın olma adayıdır. İsterse kabiliyetlerini doğru yönde geliştirebilirse istediği neticeye ulaşabilir.
Öğrenme güçlüğünü çamur olarak düşünürsek bu öğrenciler çamura düşmüş altınlardır. Yani şunu demek istiyorum biz elimizi uzatıp altını çamurdan alır gereki muameleyi yaparsak değerinden hiçbir şey kaybetmediğini görürüz. Peki asıl konumuza özgül öğrenme güçlüğünün değerlendirilmesine dönecek olursak:
Değerlendirme bireyin hayatında yaşadığı zorlukların aşılması, çeşitli eğitsel ve müdahalesel kararların alınabilmesi ve alınan kararların uygunluğunun değerlendirilmesi için sistematik olarak bilgi toplama ve yorumlama süreci olarak tanımlayabiliriz. Şöyle devam edelim neden değerlendirme yapılır veya niye böyle bir şey yapılıyor? Çünkü etkin değerlendirme süreci öög olan bireylerin performanslarının doğru belirlenmesine, öğretim proğramı hazırlanmasına, uygun eğitim ortamına yerleştirilmesine ve daha birçok şeye katkı sağlamaktadır.
Sizleri fazla sıkmamak için çok fazla detaya girmeden genel olarak değerlendirme sürecinden bahsetmek istiyorum. Değerlendirme süreci bireyin performansının gözlenmesi ve değerlendirilmesi, bireyin hayatındaki önemli kişilerle görüşmeler yapılması, test uygulaması, öğrenci defter, kitap, etkinlik sonucu ortaya çıkan ürünlerin İncelenmesi gibi adımlardan oluşmaktadır.
Tabi bu süreçte öğretmenlere büyük görevler düşmektedir. Öög çeken bireylerin değerlendirilmesinde öğretmenler tarafından kullanılan anektod kaydı, olay kaydı, beceri analizi, süre kaydı gibi yöntemlerle değerlendirmeyi yapacak farklı uzmanların birey hakkında detaylı bilgi sahibi olmasını sağlayacaktır.
Evet kıymetli arkadaşlar ülkemizde tüm özel gereksinimli bireylerin değerlendirilmesi iki aşamadan oluşmaktadır.
İlk olarak hastanelerde yapılan tıbbi değerlendirme
İkinci olarak da RAM’larda yapılan eğitsel değerlendiremedir.
Birinci aşamada gerek görülmesi durumunda engelli sağlık kurulu raporu verilmekte, ikinci aşamada ise bireyin tanısı konularak eğitim kurumundan nasıl eğitim alacağı belirlenmektedir.
Vesselam…
Kaynakça
Melekoğlu, M. Ayhan, Çakıroğlu, Orhan, Özel Öğrenme Güçlüğü Olan Çocuklar Kitabı, s(133-173)
Kıymetli okurlarım bir hafta sonra tekrardan bir yazı ile buluştuk. Hepinize selam ederim.
Bu haftaki konumuz öğrenme güçlüğü olan öğrencilerin aileleriyle okul arasındaki işbirliği.Konumuza bir hikaye ile başlamak istiyorum.
Dağların arasında, eşsiz güzellikler içerisinde, kenarından sakince akarsuların aktığı, her türlü meyvenin sebzenin yetiştiği, eşsiz otlaklarda ineklerin, keçilerin, koyunların otladığı, her türlü kuşun olduğu , her gidenin bir daha gitmek istediği, dillere destan, hikayelere konu olan, üzerine yüzlerce kitap yazılan bir köy varmış. Köydeki çocuklar okula gitmek için akarsuyu geçmek zorundalarmış. Ama akarsu saki aktığı için köylüler üzerine bir köprü yapmış ve çocuklar çok sevdikleri okullarına ve öğretmenlerine koşarak gitmeye başlamış.
Günlerden bir gün, gece yarısı çok şiddetli şimşekler çakmaya başlamış, simsiyah bulutlar gökyüzünü kaplamış bir tane le yıldız gözükmez olmuş ve ardından kuvvetli bir yağmur yağmaya başlamış. Yağmur tam bir hafta hiç durmamış, çocuklar evlerinden hiç çıkamamış aileleri ile birlikte eve yağmurun yavaşlamasını beklemişler, tabi bu zamanda çocular boş durmamış ailelerine yardım etmiş onlarla oyunlar oynamış ve çok sevdikleri okullarına hazırlık olsun diye kitaplar okumuşlar.
Yağmur bir hafta sonra gece durmuş. Çocuklar sabah okula gideceğiz hayali ile uykuya dalmışlar. Sabah erkenden kalkıp hazırlamışlar, kahvaltıyı yapıp okul yoluna koyulmuşlar. Okula yaklaşınca birde ne görsünler yağmurda köprüleri yıkılmış, su da eskisi kadar sakin akmıyor, karşıya geçememişler. Mecburen eve dönmüşler. Günler günleri kovalamış çocukların okuldan uzak kalması hem çocukları hem aileleri hem de kendini öğrencilerine adayan öğretmenleri çok üzüyormuş. Öğretmenlerden Psikolojik danışman ve rehber öğretmen 🙂 🙂 🙂 demiş ki” Ben köylüler ile konuşayım onlar oradan biz de buradan bir köprü yapmaya başlayalım ortada buluşuruz, yoksa öğrencilerimiz eğitimden mahrum kalıyor ” Konuşmuşlar, anlaşmışlar; köylüler kendi tarafından, öğretmenler okul tarafından başlamışlar köprüyü yapmaya… Bazen hava çok sıcak olmuş, bazen rüzgar çıkmış, yağmur yağmış ama asla pes etmemişler bütün zorluklara rağmen iki tarafta son hızla köprüyü yapmaya çalışmışlar ve orta noktada buluşup köprü inşaasını tamamlamışlar. Okula gidemeyen çocuklar iki tarafında attığı adımlara sonucu suyun iki yakasını birbirine bağlayan köprü sayesinde çocuklar okullarına kavuşmuşlar.
Biraz uzun bir hikaye oldu. Ama sonuca gel bu hikayeden nasıl bir ders çıkarmalıyız der gibi olduğunuzu hissediyorum. Kıymetli arkadaşlar bir çok aile evladından öğrenme güçlüğü olduğu haberi alınca bir anda bu nedir şoku geçirebilir, yani rüzgarlar çıkmaya bulutlar siyahlaşmaya başlar. İlk etapta aileler bunu evlatlarının etiketlenmesi ya da kültürel baskı gibi nedenlerle kabul etmek istemez derme çatma bir köprü ile çocuklarını okula gönderirler. Sonra bir de bakarlar ki çocukları akranlarına geri kalmış işte tam bura da kuvvetli yağmur bastırır okulla öğrenci arasındaki köprüler yıkılır. Bazı aileler öğrenciyi öğrenememekle, bazıları ise öğretmenleri öğrenememekle suçlar öfkelenir tabi bu öfke sonucu bütün körü yıkılır. Daha sonraki etapta Psikolojik danışma ve rehber öğretmenin 🙂 🙂 🙂 devreye girmesi ile pazarlık yapılır. Yıkılan köprünün inşası için bir adım aile bir adım öğretmenler atar. Süreç ilerler köprü o kadar basit yapılmaz zorluklar çıkar bu aileyi depresyona itebilir. Bir kısım aileler bu süreçte çok zorlanır pes etmek ister ama okulun, öğretmenlerin yardımı ile yeniden şevkle ir köprü yapımına devam ederler. Ve mutlu son gelir artık köprü tamamlanır. Aile evladının bu problemini kabul eder, suçlu aramaktan vazgeçer. Artık uzun uğraşlar sonucu okulla arasında oluşmuş bir bağ vardır.
Son olarak hikayemiz uzun olduğu ve almamız gereken dersi verdiğini düşündüğüm için konuyu fazla uzatmadan bir kaç nasihat ile noktalamak istiyorum.
Sevgili öğretmenler ve veliler:
Öğrenme güçlüğünün suçlusu yoktur. Bu kimsenin elinde olan bile isteye yapılmış bir şey değildir. Aileler bu konuda rehberlik hizmeti almalıdır. Öğretmenler bu konuda bilinçlendirilmelidir. Öğrenme güçlüğü Kızarak, öfkelenere çözülebilecek bir problem de değildir. Köprüler oluşturularak, anlayışla, sevgiyle, azimle bu öğrencilerimiz de kazanılabilir. Yıkmak için çok düşün, yıkmak kolay yapmak zor…
Kaynakça
Doğru Y, Sunay S, Öğrenme Güçlükleri Kitabı s(103-117).
Kıymetli okurlarım hepinize selam eder, güzel bir hafta geçirmenizi Allah’tan niyaz ederim.
Bu hafta sizlerle birçoğunuzun ismen duyduğu DEHB nedir onu konuşmak istiyorum. Öncelikle bir örnek ile başlayalım.
Ali 4 yaşındadır. Annesi Ali’nin doğumundan beri çok hareketli olduğunu söylüyor. Hiçbir zaman rahat uyumadığını, sık sık uyandığını ve ağladığını söylüyor. Kendisinden 4 yaş büyük ablasıyla karşılaştırıldığında Ali’nin çok huzursuz kıpır kıpır olduğunu ve istekleri yapılmadığına aşırı bir biçimde tutturup kendini yerden yere attığını belirtiyor. Bu yüzden Ali ile alışverişe gitmek imkansız hale gelmiştir. Babası pazar günleri Ali’nin kıpırdanmasından, yaramazlığından ve kendisini rahatsız etmesinden bıktığı için erkenden evden uzaklaşıyorum. Anne komşulara gittiğinde, Ali diğer çocuklarla oynamak yerine evi altüst ettiği için gezmeye gidemez olmuş. Ayrıca Ali’ye söz dinletmek için uğraşmaktan kendinin de çok yıprandığını belirtiyor. Ali devamlı yaramazlık yapıp, sürekliyaramazlık yaptığı ve hiç söz dinlemediği için annesinin sabrı taşıyor. Bu nedenle bazen Ali’yi dövüyor, sonra da çok üzülmüyormuş. Bir süre Ali’yi kreşe göndermeye çalışmışlar;ancak diğer veliler veöğretmenler tarafından, diğer öğrencilerin eğitimini bozduğu gerekçesiyle kreşe devam etmesi istememiş. Ali oyundan oyuna atlama huyu ve hep kendi isteklerinin yapılmasını istemehuyundan dolayı, çocuklar tarafından sevilmeyen bir çocuk haline gelmiş.
Yukarıda DEHB olan bir çocuğun hikayesi ile başladık sizin de okuduğunuz gibi aşırı hareketlilik, birden çok şeyi bir anda yapmak isteyip birini bile zor tamamlayan bireylere karşı karşıyayız şimdi biraz derine inelim.
DEHB Nedir?
Çocuklarda gelişim dönemlerine uygun olmayan dikkat Eksikliği, dürtü kontrolsüzlüğü, aşırı hareketlilik ve kurallara uyum güçlüğü olarak olarak tanımlanır. Tanı konulabilmesi için bu belirtilerin 7 yaşından önce görülmesi ve normal bireye göre daha şiddetli düzeyde olması gerekir. Ayrıca bu belirtilerin kişinin günlük yaşamını sekteye uğratması ve yaşamını olumsuz etkilemesi gerekmektedir.
Aşırı Hareketlilik
DEHB de önemli kriterlerde bir tanesidir. Ama tanı konulabilmesi için öncelikle bu yaş döneminde hareketli olmanın normal olduğu bilinmeli yaşıtları ile arasında aşırı farklar varsa ve bu her yerde karşılaşılan bir duruma DEHB’ en süphlenilebilir.
Dürtüsellik
Aceleci davranma, istekleri erteleye eme, konuşmaların bitmesini bekleyemem gibi biraz aceleci yanları vardır tabi bu sosyal çevre açısından sıkıntılar doğurabilmektedir.
Dikkat Eksikliği
Başlığımıza büyük oranda ilgili kısım burası bir çok isi bir anda yapmaya çalışırlar ama maalesef bir çoğunda başarısız olurlar.
Dikkat Eksikliğinin Belirtileri:
1. Çoğu zaman dikkatini ayrıntılara veremez, dikkatsizce hatalar yapar.
2.Çoğu zaman aldığı görevlerde ya da oyunlarda dikkati dağılır
3. Doğrudan kendine konuşulduğunda dinlemiyormuş gibi görünür.
4.Çoğ yönergeleri izlemez, ödevlerini ve işlerini aksatır.
5.Çoğu zaman aldığı sorumluluğu yapmakta zorlanır.
6.Çoğu zaman zihinsel çaba gerektiren işleri sevmez bunların içinde bulunmayı da sevmez.
7. Çoğu zaman eşyalarını kaybeder.
8. Dikkati çabuk dağılır.
9. Birde unutkandır bu arkadaşlarımız.
Hiperaktivite Belirtileri
1. Elleri ayakları çoğu zaman kıpırdar, yerinde duramaz
2. Çok konuşur.
3. Boş duramaz zıplar, atlar, tırmanır.
4.Sırada oturup 40 dakika ders dinlemek imkansız kadar zor olabilir, kalkar kıpırdar…
Nedenleri
1. Kalıtım
2. Çevre
3.Beyindeki Yapısal Değişiklikler
Not; DEHB görülen bireylerin %10-%40 arasında öğrenme güçlüğü eş tanısı aldıkları bilinmektedir.
Tedavisi
1.İlaçla tedavi
2.Ebeveyn ve Öğretmen Eğitimi
3. Çocuğa Özel Tedavi Yöntemleri
4.Ortamın Düzenlenmesi
5.Çocukla Bireysel Terapiler
Son olarak sizleri sıkmamak için bunların detayına inmiyorum ama bu konuyu sadece ailesinde DEHB olan ailelerin değil, öğretmenlerin, çevrenin de haberdar olması gerekmektedir. Dışlamak yerine kucak açmak gerekir elinde olan bir şey değildir DEHB.
Kaynakça
Doğru Y, Sunay S, Öğrenme Güçlükleri Kitabı s(79-103).
Kıymetli okurlarım hepinize selam eder, güzel bir hafta geçirmenizi Allah’ tan niyaz ederim. Bu bloğumuzun konusu öğrenme güçlüğü’nün tanılanması üzerine. Konumuz bilgi ağırlıklı bir konu. Yeni bilgiler öğrenmek insanı olgunlaştırır, bir gün hepimizin hayatında karşısına çıkabilecek bu konuyu okuyup, kulaktan dolma bilgilerle konuşmak yerine, deney ve gözlem sonucu ortaya çıkmış bilgilerle konuşmanız sizin lehinize olacaktır.
Öncelikle özel eğitimin amacı neydi bunu hatırlatarak başlayalım yazımıza: Özel gereksinimi bireylerin kimsenin yardımına muhtaç olmadan, topluma faydalı işler sunmasını sağlamak.
Öğrenme güçlüğü tanısı konulabilmesi için yaşadığı öğrenme zorluğunun en az altı ay devam etmesi ve yapılan değerlendirmeler sonucunda şu 4 maddenin görülmesi gerekmektedir.
1.Bireyin bir ya da daha fazla akademik alanda başarısının var olan potansiyeline düşük olması ya da bireyin sağlanan eğitim müdahalelerin çok düşük tepki vermesi.
2. Bireyin yetersizliklerinin önemli derece de özel öğretim hizmetini gerektirmesi
3.Bireyin değerlendirme sürecine kadar yeterli ve uygun öğrenme fırsatlarının içinde yer almış olması
4. Bireyin başarısız olmasının nedenlerinin sağlık problemleri, duygusal problemler, kültürel farklılık ve ekonomik nedenler gibi durumlarla ilişkili olmaması
Yukarıdaki belirtilen kriterlerin tek bir test ile ölçümü mümkün görünmemetedir . Bunun için uzman bir ekip tarafından çeşitli değerlendirme yöntemleri kullanılmalıdır bunlar:
1.Formal ve informal değerlendirme araçlarını uygulama,
2.Bireyin çevresindeki yetişkinlerle görüşme
3.Bireyin eğitim ortamında gözlem yapma ve fiziki ortamın değerlendirilmesidir.
*Tanı konulması için ilk atılacak adım zeka testi uygulanmasıdır. Tanı konulabilmesi için zeka seviyesinin normal (85-100)ya da normalin üstünde (115ve üstü) olması gerekmektedir bu da IQ testi ile ölçülmektedir.
*Tanı konulabilmesi için ikinci aşama bireyin performans seviyesini ölçmek amacıyla başarı testleri uygulanır.
*En son adım olarak bireyin IQ testi sonucu ile, başarı testi sonucu karşılaştırılır arasında tutarsızlık olup olmadığı incelenir.
Tutarsızlık Modeli
Öğrenme Güçlüğü tanısı için özellikle ya müdahaleye verilen tepkinin zayıf olması ya da zeka ile akademik başarı arasında belirgin bir tutarsızlığın olması gerekmektedir. Zeka seviyesi normal veya normalin üstü bireylere uygulanır çünkü öğrenme güçlüğü olan bireylerin gelişim düzeyleri normaldir. Bu nedenle tutarsızlık modeli, tanımlama sürecinde hayati önem taşır.
Müdahaleye Tepki/Yanıt Verme Yöntemi
3 aşamadan oluşmaktadır.
1.Aşama : Tüm öğrencileri kapsamaktadır. Sınıf öğretmeni normal sınıf ortamında öğrenciye etkililiği araştırmalara kanıtlanmış eğitim proğra ve öğretim yöntemleri kullanarak eğitim sağlanmalıdır.
2.Aşama : Birinci aşamada uygun ilerleme gösteremeyen öğrencilere yöneliktir. Bu aşamada müdahale küçük gruplara yöneliktir.
3.Aşama : Akademik alanda zorluk yaşamaya devam eden ve 2. aşamada minimum ilerleme gösteren öğrencilere daha yoğun müdahale desteği sağlanmaktadır.
Son aşamada yoğun müdahaleye rağmen ilerleme göstermeyen öğrenciler özel eğitim açısından değerlendirilmek üzere resmi kurumlara gönderilmektedir. Değerlendirme sonunda öğrencinin IQ ve başarı performansı arasında farklılık söz konusu ise “öğrenme güçlüğü” tanısı konulmaktadır.
Özetleyecek olursak tespit edilen öğrenci önce çocuk psikoloğundan tanı almakta sonra da Ram’a bunu onaylattırıp öğretim hayatına ona göre başlamaktadır.
Unutmayalım her çocuk kültürel, ekonomik, sosyal, çevre, aile gibi yapıların etkisi altındadır tam olarak bütün şartları ile tanınmayan çocuğa öğrenme güçlüğü tanısı koymak doğru değildir.
Kaynakça
Melekoğlu, M. Ayhan, Çakıroğlu, Orhan Özel Öğrenme Güçlüğü Olan Çocuklar Kitabı s(109-132).
Kıymetli okurlarım hepinize selam ederim. Bu hafta diskalkuli’yi inceleyeceğiz başlık biraz tuhaf oldu. Burada Kayserililere itafen derler ki Kayserili’ye sormuşlar iki iki daha kaç eder Kayserili demiş alırken mi satarken mi? 🙂 🙂 🙂
Hayata iyi tarafından bakmayı bilmek lazım,yoksa sıkıntıdan stresden asla yüzümüz gülmez. Halimize şükretmek elimizdeki ile yetinmesini bilmek lazım. Bu kadar ciddi bir konuda hiç olmayacak şeylere değiniyor yeri geliyor espiri yapıyorum. Hayata güzel bakarsak hayattan lezzet alırız pencere kirli ise suçu manzarada aramamak gerekir. Bu ne alaka diyenleriniz olacak elbet buradan çocuğunda öğrenme güçlüğü olan ailelere sesleniyorum; Hayat yalnızca başarı demek deği bazen bir tebessüm, bazen omuz omuza yürünen yol,;sizin tebessümünüz anlayışınız, idareniz çocuklarınıza da güç verir.
Diskalkuli
Matematik hayatımızın bir çok alanda karşımıza çıkan, hayatımızın bir çok alanında uğraştığımız kıymetli bir derstir. Normal insanlar orta düzeyde de olsa matematik becerisine sahip olabilecek kapasitede yaratılmıştır. Diskalkuli yani matematik öğrenme güçlüğü olan bireylerin sayısal süreçleri algılayan mekanizmalarının olmadığına ya da bozuk olduğuna inanılmaktadır. Genetiksel olarak aktarıldığı düşünülmekte gelişimsel olarak ortaya çıkmaktadır. sayma ve hesaplama güçlüğü durumudur. Tanımını yaptık peki belirtileri var mı bir bireyde diskalkuli olduğunu nasıl anlarız?
Butterworth Tarafından Sıralanan Davranışsal Belirtiler
Diğer kardeşlere göre daha geç saymaya başlamak, rakamları ezberlemenin uzun sürmesi,yaşına uygun sayı gerçeklerini yerine parmak saymak, matematiksel kavramları karıştırmak, çarpım tablosunu ezberlemede zorlanmak, yaklaşık tahminler yapmakta zorlanmak, matematik problemlerini yanlış okuma toplama yerine çıkarma, bir soruya birden fazla yanıt mesela 5+3=8 ya da 3+5=9 gibi, yaşıtların göre 2 yıl geriden gelmek gibi belirtileri bulunmaktadır.
Düşük başarının neyden kaynaklandığını iyi belirlemek gerekir. Çevresel etmenlerden mi, kişisel etmenlerde mi yoksa genetik kökenli mi olduğunun tespit edilmesi çok önemlidir. Örneğin yeterince uyararana maruz kalmayan çoçuklaradaki çevresel kökenlidir bu bir bozukluk değildir uyaran sayısı arrtırılınca bu bozukluk ortadan kalkacaktır.
Diskalkuli görülen bireylerin %40 ile %60’ı arasında okuma güçlüğü görülmektedir. En az %32’sinde de dikkat Problemleri bulunmaktadır.
Son olarak diskalkuli olan bireyler akranlarına gibi aynı hızda ve aynı yöntemlerle olmasa da matematik öğrenebilirler zira bu öğrenciler hiç öğrenmemekten ziyade yavaş ve farkl öğrenen bir profil çizmektedir.
Psikolojik Danışman Adayı
Onur KALA
Kaynakça
Doğru Yıldırım, S. Sunay(2020)Öğrenme Güçlükleri Kitabı s(211-223)
Merhada kıymetli okurlarım. du gün sizlere dis9rafi konusunban söz epecepim. Giriş kısmım diraz beğişik olbu döyle bevan etmeyecepim.
Evet kıymetli okurlarım dünyanın aciz kaldığı, insanın acziyetini sonuna kadar anladığı, göremediği bir virüse yenik düştüğü, Marsa çıkma hayelleri kuran insanlığın özellikle Avrupa’nın tuvalet kağıdı alabilmek için kavga ettiği, binlerce planın suya düştüğü, yüzlerce insanın vefat ettiği, milyonlarca insanın evlerine hapsolduğu, zengin fakir demeden herkesin yakalanma ihtimalinin eşit olduğu, Suriye’nin, Filistin’in, Arakan’ın, Doğu Türkistan’ın konuşulmadığı, uzun süredir evdeki çocuklarına ve eşine vakit ayırmayan insanlığın vakit ayırdığı, coğrafyamızın ve insanlığın büyük bir imtihandan geçtiği şu zor süreçte hepinize selam eder, Allah’tan bir an önce bu zor durumdan kurtulmamızı niyaz ve temenni ederim.
Evet kıymetli okurlarım ilk giriş kısmım biraz değişik oldu. Disgrafi biraz da olsa aklınızda şekillensin diye böyle bir giriş yapmak istedim. Disgrafi’nin Türkçe karşılığı yazma bozukluğu. Disgrafi nedir ilk başta buradan başlayalım.
Disgrafi Nedir?
Disgrafi belirli bir eğitimden sonra belirli bir seviyeye gelmiş olmasına rağmen, yazısında problem olan bireylerde gözlemlenen bir bozukluktur. Bireyler 2-3 yaş arasında kalem tutup farklı şekiller çizmeye başlarlar, 6-7 yaşından sonra okul süreciyle yazdıkları çizdikleri şeyleri artık anlamını öğrenerek yazmaya başlarlar örnek olarak harfleri verebiliriz. Bu eğitim sürecinden geçmiş öğrencilerin yazılarında hala bozukluk, okunmayacak kadar kötü, çok fazla tekrar eden harf hataları, sözcüklere sıralama hataları varsa bu öğrencide disgrafi bozukluğu olma ihtimali vardır.
Her Yazısı Kötü Olan Disgrafi mi?
Hayır. Yazının kalitesini etkileyen başka etmenlerde var bir öğrencide disgrafi olmasından şüphelendiğimiz de öncelikle bu dış etmenler gözden geçirilmeli;
1.Oturma Biçimi:Birey kendi fiziksel özelliklerine uygun masa ve sırada oturuyorsa yazının kalitesi düşebilir.
2.Kağıdın-Defterin Konumu: Kağıt kullandığı elin tersi yönde 45 derecelik açı ile önünde durmalı
3.Kalem Tutma Şekli: Öğrenci kalemi baş ve orta parmakları arasında tutarak yazarken işaret parmağı ile hareket ettirmelidir.
Disgrafi için farklı türde testler vardır, şüphelendiğimiz öğrencilere bunlar uygulanabilir. Farklı koşullar altında örneğin tahtadan ya da öğretmen sözlü söylerken veya kitaptan yazılar yazdırılmalıdır. Bunların sonuçlarına bakarak eğer bireyde disgrafi varsa eğitimcilerin üzerine bazı yükümlülükler düşer.
Eğitimcilerin Yapması Gerekenler
1.Okuma yazma çalışması eş zamanlı yürütülmeli. 2.Yakın ve uzak mesafeden yaazı yazdırılmalıdır. 3.Öğrencilerin yazıları belirli aralıklarla incelenmeli. 4.Öğrencilere yazması için yeterli süre verilmeli. 5.Öğrenciye düzenli okuma alışkanlığı kazandırılması kelime haznesi arttırılmalı
Veliler Ne Yapmalı?
1.Öğrencin özgüvenini taze tutmalı 2.Yazılarını takip etmeli 3.Ne olursa olsun aşağılamamalı, anlayışla karşılamalı…
Merhabalar kıymetli okurlarım. Bu hafta yeni maceralar peşinde koşmaya devam ediyoruz. Hayatımızın her alanında olan fakat bizim farkına varamadığımız öğrenme güçlüğü çeken bireyleri tanımaya her geçen gün biraz daha yaklaşıyoruz. Bu haftamızın konusu disleksi yani okuma güçlüğü.
Okuma Güçlüğü ( Disleksi) Nedir?
Öğrencilerin belli bir yaşa gelmelerine rağmen, okumada ve okuduklarını anlamada problem yaşamalarıdır. Bu bireyler harfleri karıştırmakta, çok yavaş okumaktadırlar. Okuma güçlüğünün farklı alt boyutları vardır.
Sözcük Okumadaki ve Okuma Akıcılığındaki Güçlükler
Okuma Güçlüğü olan bireylerin sözcükleri doğru ve akıcı okuyamadıkları görülmektedir. Akranlarına nazaran okuma hızlarının düşük olduğu görülmektedir. Bir başka boyutta bu bireylerin sözcükleri yanlış okuma, harf ve sözcük ekleme gibi hatalar yaptıkları görülmektedir. Mesela sucu yerine sunucu, büyük yerine iri gibi sözcük hataları yapabilmektedirler.
Okuduğunu Anlama Güçlükleri
Okuma güçlüğü çeken bireyler okuduklarını anlamakta biraz problem yaşayabilmektir. Bireyler sözcükleri çözümlemek ve onlar arasında ilişkisel bir bağ kurma konusunda sıkıntı yaşarlar. Örnek olarak; Metne ilişkin çıkarım yapma konusunda başarısızlık, Metne ilişkin ana düşünce ve yardımcı düşünceleri bulmada zorluk, Metni özetleyememe gibi bilişsel süreçlerde peiroblem yaşarlar…
Informal Okuma Envanteri
Öğrencinin okuma düzeyine, okuma hatalarına, ve diğer okuma problemlerine yönelik bilgi edinmeyi sağlayan testtir. Bu test sayesinde çocuğun öğrenme düzeyini öğrenmiş olabiliriz.
Okuma güçlüğü çeken bireylerde erken tanı çok önemlidir. Eğer okula başlamadan tanı konulabilirse, bireylerin anlamasını, kavranmasını, kolaylaştırıcı ve destekleyici eğitimler sunulabilir. Onun için erken teşhis bu konuda hayati öneme sahip olduğu söylenebilir. Okul düzeyinde olan çocuklara yönelik özel destekleyici programlar hazırlanabilir, daha fazla kitap okumalı ve kelime haznelerinin gelişmesi sağlanabilir.
Kıymetli okurlarım tekrara düşmemek için yazımı burada noktalıyorum.El uzattığımız kurak bahçelerde çiçekler yeşerir inşallah.
KAYNAKÇA
Doğru Yıldırım, S. Sunay, Öğrenme Güçlükleri kitabı, s(131-167) 2020
Merhaba kıymetli okurlarım. Bir hafta aradan sonra yine birlikteyiz. Yazımın başında İdlib’de hain saldırıda şehit olan Mehmetçiklerimize, canlarımıza, vatan ve namus bekçilerimize, Allah’tan rahmet, yüreği yanan milletimize baş sağlığı diliyorum. Bazen insan susmak ister çünkü yaşadığı olayı anlatacak, tarif edebilecek sözler kalmamıştır. Nasıl tarif edilir ben de bilmiyorum. Hiç şehit olmadım, hiç bir arkadaşım vatanım sana emanet diyerek son nefesini kollarımda verip şehit olmadı. Hiç bir aileye evladınız şehit oldu demek için gitmedim. Hiç şehit ailesi olmadım.Hiç 7 yaşında babamdan oyuncak beklerken gelen tabutuna sarılıp ağlamadım. Hiç 4 yaşında binlerce insanın bizim evde toplanıp üzerinde bayrak olan tahtayı alıp götürdüklerine, ben hiçbir şeyden anlamzeken gözlerime acı acı bakıp ağladıklarına şahit olmadım. Nedir, nasıl olur bilemem ancak anlamaya çabalıyorum ama al bayrağın sarıldığı her can kendi canımızdır.
Vurulup ömrünün ilkbaharında Kanından çiçekler açar yarında Cümle şehitlerin omuzlarında Bir sabah gelecek kardan aydınlık.
İzmir’in sağından, Van’ın solundan Erzurum, Edirne, Hatay yolundan Kapı kapı tekmil Anadolu’mdan Bir sabah gelecek kardan aydınlık. Abdurrahim Karakoç
Öğrenme Güçlüğü Olan Öğrencilerin Yaşadıkları Problemler
Kıymetli okurlarım belki bu kadar yazının arkasına yazmaya devam mı ediyorsun diyeceksiniz? Şu cevabı vereyim ve sonra konumuza başlayalım. Onlar askerdi kendi vazifelerini en iyi şekilde yaptı hatta o kadar iyi yaptı ki vatanımız için şehit oldu. Ben de öğrenciyim kendi vazifemi en iyi şekilde yapmak da benim en önemli görevim. Eminim ki hiçbir askerimiz öğrenci kardeşimize gel cephede savaşalım demeyecek biz burada kendi vazifemizi yapıyoruz silahımızla savaşıyoruz siz de okullarınızda kendi görevinizi yapın kalemlerinizle savaşın diyecektir
Unutulmamalıdır ki ;kalem kılıçtan keskindir.
2.murat
DSM 5’e göre öğrenme güçlüğü olan bireylerin akademik güçlüklerin yanında pek çok bilişsel ve sosyal problemlerin olduğu da belirtilmektedir. Bunlar; Özgül Dil Bozuklukları, Algısal Bozukluklar, Üstbilişsel Yetersizlikler, Sosyal Biliş ve Becerideki Yetersizlikler, Dikkat Problemleri ve Motor Problemlerdir. Şimdi biraz daha konumuz derinleştirelim, bakalım bu problemler ne gibi zorluklar çıkarıp düz yolları Aşılmaz dağ yapıyor.
Özgül Dil Bozuklukları – Dil Öğrenme Güçlükleri
Yazımın başlığında belirttiğim gibi bizim için gözü kapalı gideceğimiz yollar öğrenme güçlüğü olan bireylerde aşılması çok zor büyük dağlara dönüşebiliyor. Örnek olarak disleksi (okuma bozukluğu) olan bireyler bizim bir çırpıda hızlıca okuduğumuz metni uzun süreler sonucu okuyabiliyorlar. Bizim tek sefer de anladığımız sözcükleri bu bireylerin bir kaç kez duyması gerekebilir. Okuma, anlama, yorumlama, ifade etme biraz zorluyor bu bireyleri.
Algısal Bozukluklar
Öğrenme güçlüğü çeken bireylerde görsel ve işitsel algılamada sorun olabiliyor. İşitsel algı problemi olan bireyler mesela bak ile pak sözcüklerini karıştırabiliyorlar . İşittiklerini depolamada da sıkıntı olabiliyor, biraz unutkanlar. Görsel algı problemi olan bireyler okudukları harfleri, gördükleri şekilleri karıştırabiliyorlar.
Zaferin büyüklüğü mücadelenin zorluğu ile ölçülür
Üstbilişsel Yetersizlikler
Kısaca tanıtmak gerekirse bir sorunla karşılaştığında ne yapacağını, nasıl baş edeceğini nasıl çözebileceği becerisidir. Örnek olarak matematik problemleri diskalkuli olan öğrenciler için gerçekten bir problemdir. Nasıl tahmin yürütecekleri, nasıl değerlendirecekleri konusunda yardıma ihtiyaçları var
Sosyal Bilişsel ve Sosyal Becerideki Yetersizlikler
Öğrenme güçlüğü çeken bireyler Erciyes Dağı yolcusu oldukları için önlerine bir çok engel çıkıyor, bunlardan biri de sosyalbilişsel ve sosyal becerideki yetersizlik. Örnek verecek olursak sosyal algıda güçlükleri mizahı anlamalarını güçleştirebiliyor. Arkadaşlık kurma ve sürdürme becerilerine pek iyi değil maalesef,kendini tanıtma konusunda biraz acemiler, vücut dili kullanma konusunda da pek iyi değiller bu bireylere yardım eli uzanmazsa kuyruklu yıldızlar gibi kaybolup giderler, el uzatırsak ki uzatmalıyız onlar bizden biri, güneş gibi parlayabilirler. Unutulmamalıdır Kömürü elmas yapan sabırdır.
Dikkat Problemleri
Öğrenme Güçlüğü’nün en belirgin eş tanılarından birinin DEHB olduğunu daha önce de söylemiştik. Kısaca değinirsek bu bireyler bir yere fazla odaklanamıyorum, dikkatleri çok çabuk dağılabiliyor, öğrenme güçlüğü ve dikkat eksikliği birleşince iyice karmaşık bir durum ortaya çıkıyor. Bu bireylere dikkatlerini en az dağıtacak ortamlar sağlayıp eğitimlerini o şekilde yapmalıyız.
Motor Problemleri
Dedik ya hani, bizim gözü kapalı gittiğimiz yollar onlara dağ gibi engel olabilir diye şimdi de aynı sorunları motor becerilerinde yaşıyor bu bireyler, yürüme, yakalama, yuvarlama gibi büyük motor becerilerinde yetersiz kalabilmekteler. Tek başına giyinme, yemek yeme, düğme-fermuar açma kapama işinde de başarısız olabilmektedir.
Son olarak şunu da belirteyim. Buradan öğrenme güçlüğü olan bireylerin ailesine, öğretmenlerine ve çevresine şu mesajı vermek istiyorum : Evet sizin için gözü kapalı gidebileceğiniz asfalt yollar bu bireyler için büyük dağlar oluyor. Zirveye ulaşabilmek için yeterince uğraşmaları gereken, aşmaları gereken engeller var bir engel de biz koymayalım. Yol gösterici olalım. Kıymetli atalarındam duyduğum bir sözle özellikle öğrenme güçlüğü olan ailelere seslenip yazımı noktalıyorum. “Sen evindekine deli dersen, dışarıdakiler zır deli der…” Onun için ilk eli uzatan siz olun, ilk anlayan siz olun, başkasından yardım beklemeden önce siz elinizden geleni yapın.
Merhaba kıymetli okurlarım geçen hafta öğrenme güçlüğü konusunda genel bir bilgi vermiştim, bu hafta ise biraz daha özele inip öğrenme güçlüğü çeken öğrencilerin özelliklerine değinmek istiyorum.
Aramızdaki fark ilk başta dediğimiz gibi onlar hayata bizim gibi bakmıyorlar, yazıları bile okuma, anlama, yazma stilleri farklı. Onlar bizim gibi monoton değiller. Tabi bu monoton olmamanın zorlukları da var. Yukarıdaki görselde görüldüğü gibi bizim beynimizde her şeyin yeri belli iken bu bireylerde biraz dağınık, bunu şu şekilde somutlaştıralım; bizim beynimiz klasik annelerimizin sürekli temizlik yaptığı her şeyin yerli yerinde olduğu ev, öğrenme güçlüğü olan bireylerin beyni eşya olan ama eşyanın nerede olduğu bilinmeyen öğrenci evi 😂😂😂. Aynı şekilde bizim beynimizde bilgilerin yeri hazır istediğimiz zaman alıp kullanıyoruz ama öğrenme güçlüğü olan öğrencilerde bilgi var ama yeri tam belli değil, onun için biraz arayıp bulmak zaman gerektiriyor. Şimdi aramızdaki farklara bakalım.
*Zeka Düzeyi: Tabikide de fark yok örnek verelim Einstein da disleksiydi ama milyonlarca öğrenme güçlüğü olmayan insanın keşfedemediğini keşfetti.
*Aktivite Düzeyleri: Öğrenme güçlüğünün en büyük eş tanısı olarak DEHB olduğunu söylemiştik. Bu öğrencilerimiz daha hareketli olabiliyorlar.
*Dikkat Eksikliği: Çok kısa sürede dikkatleri dağılabiliyor. Hızlıca her şeyden sıkılıabiliyorlar. (Monotonluğu sevmiyorlar, illa aksiyon lazım😂)
*Koordinasyon Sorunları: El göz koordinasyonunda problem yaşayabiliyorlar. Normale göre biraz sakar olabiliyorlar. Kızmak yerine yardımcı olmalıyız çünkü sakarlık kızarak çözülebilen bir problem değil.
*Görsel Ayrıştırma Yetenekleri: b, p, d harflerini karıştırabilirler, yazıyı tersten yazabilirler mesela çok yerine koç yazabilirler.
Zaman problemi: Zamanı karıştırabilirler. Saati öğrenmeleri biraz zaman alabilir. Bu öğrencilerimiz biraz geç kalabilir, unutabilirler. Hatırlatma yapmakta, not aldırmakta fayda var.
İşitsel Algı Sorunları: İşitsel ayrımlaştırmada güçlük çekebilirler. Dinlemiyor gibi gözükebilirler. Yönergeleri unutabilirler. Biraz hatırlatmakta fayda var.
Sosyal Duygusal Davranış Sorunları:Ataklıkları sıktır, düşünmeden hareket edebilirler. Arkadaşları ile geçinme konusunda çok iyi değiller. Değişime zor uyum sağlarlar. Sosyalleşmelerine bir yardım eli uzatalım.
Akademik Problemler:Okumayı sökememe, yanlış okuma, imla hataları, çarpım tablosunu öğrenmeme, çok vakit ayırıp az verim alma gibi problemler ile karşılaşabiliriz. İlk aşamada problem yaşasalar da doğru yöntemlerle üstesinden gelebilirler
Kıymetli okurlarım yazımı sonlandırıken şunu da hatırlatmak istiyorum: Unutulmamalıdır ki öğrenme güçlüğü bir bozukluktur ilacı bağırmak, öfkelenmek,zorlamak değildir. İlacı ilk olarak sevgidir,ilgidir, şefkattir, sabırdır bundan sonra çeşitli yöntemlerle yardımcı olabiliriz.
Zekası normal ya da normalin üstünde olan bireylerin kronolojik yaşı ve aldığı eğitime göre beklenenin belirgin olarak altında akademik beceri ve öğrenme göstermesi ve bunların okul ya da işle ilgili başarıyı ya da günlük yaşam etkinliklerini bozmasıdır. (DSM-5)
Öğrenme güçlüğü çeken bireyler bazı harfleri ve sayıları ters algılayabiliyorlar, benzer harfleri (b, d) veya sayıları karıştırabiliyorlar ya da harfleri ve sayıları dans eder gibi sürekli hareket halinde görebiliyorlar. Kısaca hayata, yazılara kendi ellerinde olmadan tersten bakabiliyorlar. Erken teşhis edilmezse bir süre sonra zaten anlamıyorum, yapamıyorum diyerek öğrenilmiş çaresizlik gösterebilirler.
Sözcük okumanın yanlış ya da yavaş ve çok çaba gerektiriyor olması
Okunanın anlamını anlama güçlüğü
Harf harf söyleme/ yazma güçlükleri
Yazılı anlatım güçlükleri
Sayı algısı, sayı gerçekleri ya da hesaplama güçlükleri
Sayısal akıl yürütme güçlükleri
Öğrenme Güçlüğü Hastalık mıdır?
Öğrenme güçlüğü nörogelişimsel bir bozukluktur. Bir hastalık değildir. Zeka geriliği ile hiçbir ilgisi yoktur. Sadece bu bozukluğu olan bireyler hayata biraz tersten bakıyorlar. Özellikle halk içinde öğrenme güçlüğü olan bireyler zeka seviyesinin düşük olduğu düşüncesi ile etiketlenirler oysa; Albert Einstein, Thomas Edison gibi dahi bilim insanları da öğrenme güçlüğü çekmişlerdir.
Öğrenme Güçlüğü Eş Tanılar:
Öğrenme bozukluğundan eş tanı oranın yüksektir. Türkiye’de yapılan bir çalışmada bu tanıya sahip çocukların eş tanı oranı %92,5’lere kadar varabidiği saptanmıştır. (Çoşkun, Aklın-Gürbüz, Çeri ve Doğangün, 2018)
Öğrenme güçlüğü olan bireylerde
DEHB (%82,3)
Özgül Fobi (%46,3)
Karşıt Olma Karşıt Gelme (%26,3)
Enürezis (%25)
Tik bozukluğu (22,5) ;oranında eş tanılar görülmektedir (Karaman, Kara, ve Durulan, 2012).
Öğrenme Güçlüğü Çekenlerin Özel Yetenekleri
Öğrenme güçlüğü çeken bireyler tüm alanlarda sıkıntı yaşamazlar. İlgi duydukları alanlarda doğru eğitim sonucunda çok başarılı olabilirler buna bir kaç örnek vermek istiyorum.
Fizikçi Albert Einstein
Bilim adamı T. Edison
Telefonun mucidi Alexander Graham Bell
Masal yazarı Hans Christian Andersen,
Roman yazarı Jules Verne;
Resim ve heykel sanatının üstatları Leonardo Da Vinci, Michelangelo, Pablo Picasso
Müzik dünyasının dev isimi Michael Jackson
Bu isimlerin ortak yanları hepsinin ünlü olması 🙂 ve hepsinde disleksi bozukluğu olmasıdır.
Yukarıdaki metinlerden de gördüğümüz gibi öğrenme güçlüğü bir engel değil doğru teşhis ve doğru yönlendirme sonucu avantaj haline döüşebilmektedir.